internetdə

saytda

 
 
Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com

 
 

Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com

 
 
 
 
 
 
 
 
 

..: QESAM yayınları - Məqalələr :..

 

Ermeni ideolojisinde mitoloji düşünce

 

Yaqub Yaqubov
Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası,
Fəlsəfə, Sosiologiya və Hüquq institutunun
“Politologiya  və Siyasi sosiologiya şöbəsi” nin dissertantı

yagubyagubov@mail.com
Tel.: (+994 50 613 2313) 

 

Ermenilerin yaşadığı yerlerde tekrarlanan milli münakaşalar ve münakaşaların bir tarafının her zaman Ermeniler olması adı geçen milletin ideolojisinin araştırılması gereksinimi getirmiştir. Fakat ilk olarak onu söylemek gerektir ki, Ermeni ideolojisinde talep etme duygusu ve şovenizm onları takip eden bir alışkanlık olarak kalmıştır. Onlar her zaman kendi geçmişlerini ölümsüzleştirmeye ve kendilerini dünya kültürüne büyük armağan olan millet gibi göstermeye çalışmışlardır. Malesef, farklı bir millet olmanın sahte düşüncesi Ermenileri yaşadıkları bölgelerin belasına çevirmiş ve onların vahşilik, ayrıca barbarlık istekleri komşu milletleri, özellikle müsülman türk milletlerine darbe vurmuştur.

Bu gün bile Ermenilerin, hatta Ermenistan Respublikasının devlet politikası ve resmi ideolojisinin direkleri mitolojiye dayanmaktadır. Örneğin bugün Ermenistan devletinin arması ilgili ölümsüzlüğü belirtmektedir. Armada üç reng vardır. Tam ortada Ermenilerin kendilerinin sembolü olarak belirledikleri Ararat dağı ve üzerinde Nuh peygamberin gemisi tasvir edilmiştir.[1] Göründüyü üzere Ermeniler bununla kendilerinin başlanğıcını Nuh peygamberin sülalesinin torunları olarak kaleme vermektedirler. Tabii ki, burada esas olan Ermenistan tarihini derinleştirmeğe çalışmaktır.

Genel olarak götürdükde tüm milletlerin yeteri kadar eski bir tarihi vardır. Ancak bu tarihin hayallere istinat edilerek suni yoldan derinleştirmeleri bölgedeki istikrarlılığa ve barışa her zaman darbe vurmaktadır. Çünki suni olarak tarihini derinleştiren milletlerde diğerlerine karşı bir katlanamama yaranmaktadır. Sahteleştirilmiş tarihe dayanan milletler kendilerini egemen görerek, hatta diğer toplumların da insan olarak yaşama haklarını soru altına almıştırlar. Ermenilerin tarihinde bu gibi durumlara az rastlanmamaktadır. Sahte tarihi derinleştirmeden kaynaklanan agresifliğin kurbanlarından biri ise her zaman Kafkazda insanlık savunucusu olarak tanınmış azeriler olmuşturlar.

Aklımıza gelen ilk soru ise, acaba Ermenilerin gerçek tarihi onların hayalleri ile denk geliyor mu? Ayrıca Ermeniler Kafkazda say itibarile her zaman çoğunluklu yerli halkı mıdır? Bu soruların cevabını araştırmağa başladığımızda anlaşılmaktadır ki, aslında Ermenilerin tarihi vatanları Kafkazdan çok uzaklardakı Mezopotamyadır. Bunu ermeni tarihçilerine istinat eden Qlinqa kendi kitabında yazmaktadır. O kitabında, Ermenilerin soyu Haykın Mezopotamyadan çıktığını belirtmiştir.[2] Bu kitaba istinat ederek söylemek gerektir ki, Ermenilerin Kafkazda ortaya çıkmaları onların o kadar da derin, eski bir dönemi kapsamamaktadır. Aslında tarihi araştırmalardan Ermenilerin bir millet olarak milattan önce birinci binilliyin birinci yarısında Yukarı Ferat ovasında yaşadıklarını belirlemek mümkündür.[3]

Başka tarihi delillere istinat edersek Ermenilerin tarihinin m.ö. III-II binilliklere kadar uzanmadığı sonucuna varırız. Hatta Ermeniler dünyanın en eski devletlerini kuran milletlerden biri değildirler. Aksine ermeniler her zaman tarihlerinde büyük bir devlete bağlı olarak yaşaması bağımsız olararak yaşamasından çok olmuştur. Şimdiki Ermenistan denen yerde m.ö. VII-VI asrlarda Urartu devleti hakim olmuştu.[4] Bugün Ermeniler bu devleti ermeni devleti gibi kaleme vermeye çalışmaktadırlar. Fakat urartuların dili ile ilgili gerçekleştirilen araştırmaların bir çoğuna istinaten bu millet şimdiki nak-vaynak, yeni çeçen-inkuş dillerine yakın bir dilde konuşmuşturlar.

Hayların Ermenistanın eski halkı urartularla genetik ilişkisinin olmadığı açıktır. Hayların yaranması hakkında bir teoriye istinaten onlar “inşaatçı millet” gibi tanıttırılmaktadırlar. Gerçekten de hayların kökü sıklıkla inşaat işleri ile alakadardır. Urartu ile Assuriya arasında uzun zaman devam eden münakaşalarda bir çok köle ganimet olarak bir elden öteki bir ele geçirildi ve genelde onları zor inşaat işlerinde kulanıyorlardır. Milattan önce VIII asrda Urartu padişahı Assuriyaya karşı on dörd harp yürüyüşü gerçekleştirmiştir ve sonuç itibarı ile 91 bin erkek, 52500 kadın ve 74 bin çocuk tutuklanmıştır. Bu adam-işçi ele geçirmek politikası Urartu toplumunda padişah Argistiden sonra da devam etmiştir. Bu köleler ev işleri ve inşaat işlerinde kullanılıyorlardı. Assuriyadan ganimet gibi getirilen köleler yalnız assuriyalılardan oluşmamakta, ayrıca farklı milletlerden olan esirler ve farklı zümrelerden olan şahıslar idiler.[5]

Haylar da Assuriyada ağır işlerde zorunlu çalıştırılıyorlardır. Assuriyalıların kendileri Urartuya karşı zafer kazandığı zaman kölelerini bu yerlere getirerek inşaat malları yapmaları için taş ocaklarında çalıştırıyorlardır. Sonuç itibarı ile Assuriyalı köleler dağlık yerlerde yaşayarak çoğalmakta idiler. Urartunun kendi halkını ise assuriyalılar imperatorluğun başka yerlerine götürüyorlardır. Hayların dağlarda yerleşmesine Urartular ve Assuriyalılar yardımcı oluyorlardır.

Burdan anlaşılmaktadır ki, ermeni etnojeni ile urartular arasında hiç bir ilişki mevcut değildir. Urartulardan sonra buralarda İran devletinin egemenliği başlamıştır. Ermenistan gibi çağdaş dünyanın tanıdığı topraklarda Ermenistan adlı bir devletden uzun süre ismi bile anılmamıştır. Tabii ki, biz bu araştırmamızda ermenilerin tam olarak Kafkazda olmamasını savunmamaktayız. Sadece olarak vardığımız sonuç ermeni etnojeninin adı Kafkazda m.ö.IV asr tarihine kadar sözü geçen etnojenlerinden biri olmamıştır.

Fakat Azerilerin dedeleri olan türkler, Kafkaz ve İran soylu hısımları Kafkazda aktiv olmuş, hatta zamanın büyük devletlerinin bölgedeki politikalarına etki yapmıştırlar. Örneğin eski gürcü kaynaklarında, m.ö.IV asrda, yaklaşık olarak 2400 yıl bundan önce Kafkazda türk kökenli boyların var olduğundan bahs edilmektedir. Bir gürcü makalesinde şöyle bir ifade geçmektedir: "…Buntürkler başka bir değimle, turanlılar Fars hükmüdarı Keyhosrovu kendi sınırlarından çıkarmak için Hazar denizinden Kür nehri boyunca yukarıya taraf yol açarak Mshetaya 28.000 aile ile gelmiştirler. Msheta Mamasahli ve tüm Kartveller, yani gürcülerin izni ile Farslara karşı mücadele edeceklerini ve onlara yardımcı olacaklarına ilişkin vaadlerde bulunan Buntürkler Mshetanının batısındakı bölgelere yerleştirildiler"[6]

Ayrıca dikkat edilecek diger bir konu ermenilerin kendilerinin yapılanma aşamasının ilk adımlarını bağımlılık altında atmıştırlar. Buda ermeni milletinde eski devletçilik düşüncesinin var olduğuna ilişkin konuşmaların gereksiz olduğu anlamına gelmektedir.

Ermenilerde bazen diger milletlerin tarihi geçmişlerine sahiplenme duygusunu kendinlerinde belirtmektedir. Örneğin bir sıra ermeni tarihçileri azerilerin dedeleri olan albanları da ermeni olarak kaleme vermeye çalışmıştırlar. Fakat tarihi deliller ve objektiv bilim adamlarının düşünceleri ile albanların Ermenilerle ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Soruya objektiv cevap vermek için azeri olmayan bilimde skendi sahibi bazı kimselerinden sözlerine istinat etmemiz doğru olucaktır. 1924 yılında Bakü Devlet Üniversitesinde konferansı sunan V.V.Bartold Ermenilerin albanlarla aynı millet olmadığı konusuna ısrarla hayır demiştir.[7] Alibin bu yargılamanı bir delille, tarihi kaynaklardan iktibas edilen bir delille desteklemek mümkündür. Alban kaynağı olan Moisey Kalankatu “Albaniya tarihi” eserinde ermeni katolikosu İlyanın Emirel mü'minin Abdülmelike albanlara ilişkin mektubu örnek getirmektedir. “Biz ve Albanlar bir İsa dinine inanıyoruz”.[8] Buradan aşağıdakı sonuca varmaktayız, kendine isim takma milli görüşünün ilk talebidir. Eğer ermeni katolikosu albanlara iftira atdığı mektupda onları ermeni adlandırmıyorsa demek ki, kendilerinden farklı bir millet olarak görmektedir.

Ayrıca Ermenilerin yerleşmesi ile ilgili konularda da Büyük Ermenistan hayallerinin keşfetme edilmesine kendi yardımını gösterebiler. Ermenilerin Kafkazda var oluşu ile, toplu yerleşme arasında büyük fark mevcuttur. Kimse Ermenilerin Kafkazda yaşamasını inkar etmemektedir. Bu tür inkar stratejisi sırf Ermenilere özel bir yanaşma tarzıdır. Bizim asıl yanaşmamız ondan ileri gelmektedir ki, bugün Kafkazda yaşayan Ermenilerin büyük bir çöğunluğu farklı zamanlarda büyük devletlerin çıkarları için buralara göç etdirilmiştirler. Bunun açık örneklerinden biri, “1978 yılında Azerbaycan SSCB DKMV-nin Mardakert ilçesinin Marağa, ve ya Marağaşen köyünde Marağa şehrinden Karabağ torpağına ilk 200 ermeni ailesinin göç etdirilmesi ile obelisk koyulmuştur.”[9] Bu istinat edilen delilin merak doğurmaması mümkün değildir. Çünki bu obelisk sırf Ermeniler tarafından koyulmuş, daha sonra ise onlar Dağlık Karabağa ermeni saldırısı başladığı zaman onu yok etmiştirler. Ermeni tarihinde sahte özgeçmişi oluşturarak var olanı ortadan kaldırmak sıradan bir alışkanlıktır.

Peki Büyük Ermenistan adı ile kendine kimlik oluşturmasındaki hayallerin gerçek amacı nedir? Nasıl Ermeniler bu hayallere istinat ederek kendilerine bir siyasi ideoloji yapılanma gerçekleştirmişdirler. Bu soruları cevaplandırmamız araştırmamızın bu aşamasındakı gayelerimizden biridir. 

Ermeni ideolojisinin kökü olarak deyerlendirilecek olan ermeni tarihçilerinin ciddi çalışmalarına rağmen Büyük Ermenistan hakkında tam bir görüş birliği mevcut değildir. Ermeni bilim adamı Akop Melik Akopyanın geldiği sonuca göre aslında Ermenilerin eski tarihi ile ilgili taleplerinin aksine kaynaklar susmaktadır.[10]

Çağdaş ermeni tarihinde “Büyük Ermenistan” ile ilgili uydurulmuş sahte bilgilerin de araştırılması çok popülerlik kazanmıştır. Kişisel tarih yapılandırması çabasında olan ermeni yarazarlarının görüşü bugün işgal etmek istedikleri Dağlık Karabağ 600 yıl, yani 387 yılına kadar “Büyük Ermenistan” devletinin sınırları içerisinde olmuştur. Aynı zamanda Azerbaycan toprakları farklı-farklı Ermeniler tarafınden basılan haritalarda Büyük Ermenistanın bir kısmı gibi gösterilmiştir.[11]

“Büyük Ermenistan” idelojisi sovyetler zamanında ermeni ders kitaplarında kendine özgü yer edinmiş ve en önemlisi ise diğer milletlerde milliyetçilik görüşünü acımasızca öldüren merkez ermeni kaosunu görmezden gelinmiştir.[12]

Ermeni bilim alanlarında gözüken önemli konulardan biri eski dillerde bazı sözler üzerinde oynayarak onların çağdaş ermeni dilinde fonem ve sözdizimi bakımından benzerini bulmakdır. Fakat bu görüşlerin kendinde bile yeteri kadar birbirinin zıddını belgeleyen görüşlerin bulunması mümkündür.[13] Son olarak Ermeniler tarihlerini gördükleri gibi değil, görmek istedikleri gibi kaleme vermeye çalıştıkları sonucuna varmaktayız.[14]

Hatta ermenilerin talepleri o kadar gelişmiştir ki, tüm dünyaya ait değerleri de ermenileştirmeğe ve bununla ermeni ideolojisi için altyapı oluşturmağa çalışmıştırlar. Çağdaş ermeni ideoji savunucusu ve şiddete azmetdirenlerden biri olan insanlık düşmanı Zori Balayan ise daha da ileri giderek komik şeyler söylemekden bile kaçınmamıştır. O makalesinde: "…Efsaneye göre, Nuh peygamber tufandan sonra ilk gördüyü bir karaya "Erevume", yani "Görünür", diye bağırmış ve bu kara Erivan olarak tarihe geçmiştir…"[15]  Bu görüşten Nuh peygamberin de ermeni olduğu kanaatine gelinmektedir. Tabii ki, bu tür bir görüş çok komiktir. Çünki Nuh tufanından sonra tüm dünya kurtuluşa ermiştir.

Ermenilerin kendi ideolojilerinde bu tür dayanağı olmayan görüşlere yer vermeleri  bir çok  dünya araştırmacılarını da dehşete getirmiştir. Problem ondan ileri gelmektedir ki, dayanağı olmayan bu tür biligilerin yer aldığı kitaplar Ermeniler tarafınden kendi çocuklarına verilmiştir. 

Kullanılmış dökümanlar: 

1.     Ermenistan Respublikası (melumat-sorğu kitapçası) Bakı 2006

2.     Глинка С. Н. Описание переселения армян азербайджанских в пределы России. Баку, Элм 1990

3.     Алиев И. Нагорный Карабах: история, факты, события. Баку, Элм 1989, с.19(104 стр)

4.     Hasanov Y. Eski Roma tarihi. Bakı, Maarif 1975 s.251 (271 s.)

5.     Beytulla Padişahsoylu Haykanlar (ermeni) Kafkazda ve panermenilik karabakh-doc.azerall.info/ru/articls/artc124az-32.php

6.     Mровели Л., Картлис Цхевроба, Tбилиси 1955, s.34-35

7.     Bartold V. V.  Müsülman dünyası tarihinde hezeryani bölgelerin yeri. Bakı, Elm, 1999, s.17(160s.)

8.     Kalankaturlu M. “Albaniya tarihi”, Bakı, “Elm” neşriyyatı – 1993

9.     Yesai Hesen-Celalyan,  Alban ölkesinin kısa tarihi(1702-1722-ci iller) ruscadan çeviren Hikmet Dayıyev ve Vakif Musayev. Ön skendi müellifi akademik Ziya Bünyadov. Bakı, İşık, 1992, s.3(50 s.)

10.  Раффи ( A. M. Aкопян), Самвел. Ереван. Айастан 1971, s.13

11.  Ahundov N. “Karabağ salnameleri”, Bakı, Yazıçı, 1989

12.  Есаян Е. Русский язык. Ереван, Луйс, 1972, с. 61-62

13.  GÜRÜN, Kamuran, Ermeni Dosyası, TTK yayınları, ANKARA 1983, s.12-16

14.   “Колыбель человечества на территории исторической Армении: http://www.azg.Am/RU/20020108/2002010817.shtm

15.   Балаян З. Очаг, Еревн. Совтакан грог, 1984, s. 30   

ÖZET 

Makale asıl ermeni ideolojisinin mifolojisinin açıklanması için hazırlanmıştır. Yazar tarihi ve ermeni belgelerine istinat ederek kendi görüşünü savunmaktadır. Ayrıca makale de azeri ve ermeni etniğine deyinilmiştir. Yazar ermenilerin azerilere karşı yapmış olduğu saldırını dünyaya tanıtmağı amaç edinmiştir. Makalenin yazılması için kullanılan kaynaklar problemin farklı taraflardan araştırılmasına yardımcı olmuştur. Makale sonuç itibarı ile tarihin araştırılmasını mutlak kılmaktadır.

Резюме

Статья посвящена выявлению мифов, оснований армянской идеологии. Автор попытался доказать свою позицию основываясь на источники, в том числе армянские. Также в статье сопоставлен этногенез азербайджанцев и армян. Сопоставление этногенеза азербайджанцев и армян позволило автору доказать беспочвенность армянских мифов. Во время написания статьи использована определенная литература, которая помогает раскрыть различные аспекты проблемы исследования.    В конце приводятся итоги исследования.   

RESUME

            The article is dedicated to exposition of myths, bases of Armenian ideology. The author tried to prove his position referring to sources, including Armenian sources. Ethno genesis of Azerbaijanis and Armenians is compared in the article. The comparison of ethno genesis of Azerbaijanis and Armenians allowed the author to prove the groundlessness of Armenian myths. In the process of writing the article specific literature was used which helps to reveal different aspects of the study. The summary of the study is given at the end. 

 

[1] Ermenistan Respublikası (melumat-sorğu kitabçası) Bakı 2006, s.12

[2] Глинка С. Н. Описание переселения армян азербайджанских в пределы России. Баку, Элм 1990, с.4 (144 стр.)

[3] Алиев И. Нагорный Карабах: история, факты, события. Баку, Элм 1989, с.19(104 стр)

[4] Hasanov Y. Qedim Roma tarixi. Bakı, Maarif 1975 s.251 (271 s.)

[5] Beytulla Şahsoylu Haykanlar (ermeni) Qafqazda ve panermenilik karabakh-doc.azerall.info/ru/articls/artc124az-32.php

[6] Мровели Л., Картлис Цхевроба, (Gürcü Tarihi ), Грузинский Текст, том, Тбилиси, 1955, с.34-35

[7] Bartold V. V.  Müselman dünyası tarixinde xezeryani bölgelerin yeri. Bakı, Elm, 1999, s.17(160s.)

[8] Kalankaturlu M. “Albaniya tarixi”, Bakı, “Elm” neşriyyatı – 1993, seh.,176

[9] Yesai Hasan-Celalyan,  Alban ölkesinin qısa tarixi(1702-1722-ci iller) ruscadan çeviren Hikmet Dayıyev ve Vaqif   Musayev. Ön söz müellifi akademik Ziya Bünyadov. Bakı, İşıq, 1992, s.3(50 s.)

[10]РАФФИ (Агоп Мелик Агопян), Самвел, Издателство Аяастан, Ереван 1971, s.13

[11] Axundov N. “Qarabağ salnameleri”, Bakı, Yazıçı, 1989 seh.5

[12] Есаян Е. Русский язык. Ереван, Луйс, 1972, с. 61-62

[13] GÜRÜN, Kamuran, Ermeni Dosyası, TTK yayınları, ANKARA 1983, s.12-16

[14] “Колыбел Человечесства на Територии Исторической Армении:  

      http://www.azg.Am/RU/20020108/2002010817.shtm.  

[15] Zori Balayan, Oçag, Erivan, Sovetekan Grog Yayınevi, 1984, s. 30  

Məqaləni yüklə